İlişkilerde Farklı Hızlarda Değişmek: Biri İlerlerken Ne Oluyor?
Biri yeni bir alana yönelirken diğeri aynı düzende kalınca mesafe açılıyor. Geride kalma hissi, yavaşlatma eğilimi ve farklı hızları taşıyan ilişkilerin ortak özelliği.
Selen Ilgıner 3 dk okuma
Uzun süren ilişkilerde bazen taraflardan biri hızlanır. Yeni bir işe başlar, yeni bir alanla ilgilenir, çevresi genişler. Diğeri ise aynı düzende kalır. Ortada bir sorun yoktur ama aradaki mesafe sessizce değişmeye başlar.
Bu durum genellikle geç fark edilir ve fark edildiğinde de yanlış adlandırılır: uzaklaşmak, ilgisizleşmek, yabancılaşmak. Oysa çoğu zaman yaşanan şey farklı hızlarda değişmektir ve bu, ilişkinin biteceği anlamına gelmez.
Değişim Neden Rahatsız Eder?
İlişkiler, öngörülebilirlik üzerine kurulur. Karşı tarafın nasıl davranacağını bilmek güven verir. Biri değişmeye başladığında bu öngörülebilirlik zayıflar.
Değişen taraf genellikle heyecanlıdır; değişmeyen taraf ise tedirgin. İkisi de haklıdır. Biri yeni bir alan keşfediyor, diğeri tanıdık bir düzenin kaybolmasını izliyordur. Bu asimetri konuşulmadığında, tedirginlik kolayca eleştiriye dönüşür.
Acemilik Dönemi ve Sabır
Yeni bir alana giren kişi bir süre beceriksizdir. Bu dönem hem zaman hem dikkat ister; kişi konuya kapılır, sık sık ondan bahseder ve enerjisinin bir kısmını oraya aktarır.
Bu davranış bencillik gibi görünebilir ama büyük ölçüde biyolojiktir; yeni bir beceri öğrenirken beyinde ne olduğu incelendiğinde, öğrenmenin başlangıç aşamasının ne kadar yoğun kaynak tükettiği görülür. Bu dönemin geçici olduğunu bilmek, karşı tarafın sabrını kolaylaştırır.
Konuşma Konularının Değişmesi
Biri yeni bir alanla ilgilenmeye başladığında sohbetler de değişir. Anlatılan konular karşı tarafa yabancı gelir ve zamanla "artık ortak konumuz kalmadı" hissi doğar.
Bu hissin çözümü, aynı ilgiyi paylaşmak zorunda kalmak değildir. Yeterli olan, anlatılanı dinleyebilmek ve birkaç soru sorabilmektir. İlgi duymadan da merak edilebilir; bağı kuran şey konunun kendisi değil, karşı tarafın hikâyesine yer açmaktır.
Geride Kalma Hissi
Değişmeyen taraf sık sık kendini kıyaslamaya başlar. Karşısındaki ilerliyor, kendisi aynı yerde duruyor gibi gelir. Bu his çoğu zaman dile getirilmez çünkü kıskançlık gibi görünmesinden çekinilir.
Oysa bu duygu genellikle kıskançlık değil, kendi durumundan duyulan memnuniyetsizliktir. Bunu ayırt etmek önemlidir; çünkü ilkinde karşı tarafı yavaşlatma isteği doğar, ikincisinde ise kişinin kendi alanına yönelmesi gerekir.
Karşı Tarafı Yavaşlatma Eğilimi
Bazı ilişkilerde değişim sessizce engellenir. Yeni bir plan yapıldığında ilgisizlik gösterilir, başarılar küçümsenir ya da "boşuna uğraşıyorsun" cümleleri kurulur.
Bu davranış çoğu zaman kötü niyetten değil kaygıdan doğar: bu kişi değişirse beni geride bırakır korkusu. Ancak sonucu ağırdır. Engellenmiş bir gelişim, ilişkinin içinde uzun süreli bir kırgınlık bırakır ve genellikle daha büyük bir kopuşla sonuçlanır.
Değişen Tarafın Sorumluluğu
Sorumluluk tek taraflı değildir. Yeni bir alana yönelen kişi de ilişkiyi ihmal edebilir. Zamanın büyük bölümünü yeni ilgisine ayırmak, karşı tarafta dışarıda kalma hissi üretir.
Bu durumda işe yarayan şey, ortak zamanı korumaktır. Süre uzun olmak zorunda değildir; düzenli olması yeterlidir. Ayrıca yeni alanla ilgili küçük bir pencere açmak da bağı korur: karşı tarafın anlayabileceği bir dille anlatmak, onu dışarıda bırakmamak anlamına gelir.
Farklı Hızlar Kalıcı Olabilir
Her fark kapanmak zorunda değildir. İki insanın aynı anda aynı şeylerle ilgilenmesi gerekmez. Uzun ilişkilerde dönemsel olarak biri hızlanır, sonra diğeri.
Sorun hız farkında değil, bağın kopmasındadır. İki kişi farklı alanlarda ilerlerken düzenli bir temas noktası koruyabiliyorsa, ilişki zarar görmez. Aksine, dışarıdan gelen yeni deneyimler ilişkiye anlatacak yeni şeyler getirir.
Ne Zaman Gerçek Bir Sorun Var?
Farklı hızlar, temel değerler ayrışmadığı sürece yönetilebilir. Asıl sorun, iki kişinin hayattan istediklerinin farklılaşmaya başlamasıdır.
Bunu ayırt etmek için sorulacak soru şudur: değişen şey ilgi alanı mı, yoksa yön mü? İlgi alanı farklıysa uyum mümkündür. Yön farklıysa, yani biri tamamen başka bir hayat düzeni istiyorsa, bu konuşulması gereken ayrı bir meseledir.
Birlikte Değişmek Şart Değil
İlişkilerde ideal olarak iki kişinin birlikte gelişmesi anlatılır. Pratikte ise bu neredeyse hiç eşzamanlı olmaz.
Belirleyici olan, birinin gelişmesinin diğerinde tehdit yaratmamasıdır. Karşı tarafın ilerlemesinden rahatsız olmayan bir ilişki, farklı hızları kolayca taşır. Zaten sağlam bağların ortak özelliği aynı adımda yürümek değil; farklı adımlarda yürürken birbirini kaybetmemektir.